Malatya Forum   Malatya Forum
 
Ana Sayfa  |  Arama  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
Malatya Forum'a hoşgeldiniz.

Üye olma sorunu geç farkedilmiş de olsa giderilmiştir ! Diğer illerin forum sitelerinde en az 2000 üye var. Haydi arkadaşlar sıra Malatya'da!

üye ol

ÜYE OL

Forum Ana Sayfası  »  Malatyalı Ünlüler ve İz Bırakanlar
 »  Turgut Özal Belgeseli

Yeni Başlık  Cevap Yaz
Toplam 25 Sayfa:   «ilk   <   4   5   6   [7]   8   9   10   >   son» 
Ahirette Hesap Sorarlar
Yazan Cevap içeriği

boşluk

admin
[Malatya Forum]
Site Kurucusu

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 31.05.2011
İleti Sayısı: 2.692
Şehir: Malatya
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Web Adresi
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 02.11.2011- 17:54
Alıntı yaparak cevapla  


Ahirette Hesap Sorarlar

Parti kurma çalışmalarım sürdürmek üzere, İstanbul'da Şişli'deki Halaskargazi Caddesi'nde Sadıklar Apartmanı'nın altıncı katı kiralanır. Özal ve ekibi burada karargah kurarlar.

Özal, Evren'den ve Konsey üyelerinden güvence almış olmasına rağmen, seçime sokulacağından pek emin değildir. Askerlerin isteğiyle, emekli orgeneral Turgut Sunalp sağda bir parti kurmaya soyunmuş, solda ise İsmet Paşa'nın eski özel kalem müdürü Necdet Calp, parti kurma çalışmalarına başlamıştır. 12 Eylül'cüler, ABD'de olduğu gibi iki partili sistemden yanadırlar. Onlara göre, biri sağda diğeri solda olmak üzere iki parti yeterlidir.

Askerlerin bu niyetini bilen Özal, veto barajını aşıp aşamayacağını, partisinin seçime sokulup sokulmayacağını düşünürken, bir yandan da, Batı'nın kendisini iyi tanımasını ve 12 Eylül döneminde başbakan yardımcılığı yapmış olmasını önemli bir avantaj gibi görmektedir. Hatta o günlerde kendisini ziyarete gelen İstanbul Esnaf Dernekleri eski başkanı Hüsnü Çınar'a, "Dışarıda itibarım var. Veto ederlerse onların durumu sarsılır" der. Çınar'a ayrıca şunları söyler:

"Evren, bize destek olunuz dedi. Ben farklı bir dünya görüşüm olduğunu söyleyerek reddettim. Evren' e parti kurmamı istemiyorsanız kurmam diye üç defa tekrarladım. Üç soruma da cevap alamadım. "

Çınar, gülerek, "Koskoca Devlet Başkanı size, bizi destekleyin diyor. Siz reddediyorsunuz. Tabii ki sorunuza karşılık alamazsınız" cevabını verir.

Ama Özal kararlıdır. Bir kere yola çıkmıştır. Durmayı veya dönüş yapmayı asla düşünmez :

"Bana böyle bir hizmet imkanı doğdu. Partiyi tek başıma kuramazsam ahirette hesap sorarlar."

Yine o günlerde gazeteci Nazlı-Kemal Ilıcak çifti, İstanbul'daki evlerinde Özal'a bir yemek verirler. Yemekte Nazlı Ilıcak, Sunalp'ın arkasında hem Evren'in hem de Demirel'in olduğunu, bu iki destek karşısında kendisinin bir başarı sağlayamayacağını söyler. Özal'ın cevabı şu olur:

"Ben öbür dünyaya inanır ve bu dünyanın bir geçiş yeri olduğunu düşünürüm. Öbür dünyada bugün yaptıklarının hesabı sorulur. ilim sahibinden ilmini, para sahibinden paranı doğru yolda kullandın mı diye sual edilir. Bize de, sana hizmet imkanı verdik, bu imkanı iyi değerlendirdin mi diye sorulur. Ben en iyi hizmeti daha serbest kalarak verebileceğim düşüncesindeyim. Çalışsam Ulusu'yla çalışırdım. Sunalp'le hiç çalışmam, parti kurmaktan vazgeçmem."

Özal, parti kurma çalışmalarında, bir zamanlar DPT'de, Başbakanlık'ta ve özel sektörde birlikte çalıştığı arkadaşlarını yanında bulur. Hepsi Özal'ın çağrısına" evet" derler.

Planlama'ya Özal tarafından alınan Nevzat Yalçıntaş, Yahya Oğuz, Kutlu Savaş, Ahmet Remzi Hatip, Mehmet Dölger, Hasan Celal Güzel, Temel Karamollaoğlu, Kazım Oksay, Vehbi Dinçerler, Yılmaz Ergenekon, Avni Akyol, Ekrem Ceyhun, Yusuf Bozkurt Özal, Hüsnü Doğan, Agah Oktay Güner, Yıldırım Aktürk, Vahit Eldem, Şükrü Akgüngör, Ekrem Pakdemirli, Ahmet Selçuk, Mehmet Aydın, Metin Emiroğlu, Akgün Albayrak, Şadi Pehlivanoğlu, Mustafa Taşar gibi sağ görüşlü uzmanlar, sonraki yıllarda önemli yerlere gelecek, bazıları bakanlık koltuğuna bile oturacaktır.

Bu kadro kendi içinde çeşitli görüşlere ayrılmasına rağmen, Özal'ın kuracağı partinin çekirdeğini oluşturacaktır. Hatta diğer partilerle sol partilerin çekirdek kadroları bile, yine o tarihteki Planlamacılardan çıkacaktır. Mesela Hikmet Çetin, Erol Çevikçe, Onur Kumbaracıbaşı, Tevfik Çavdar, Birgen Keleş, Murat Karayalçın gibi planlamacılar sol partilerde yer alırlar.

Özal, parti kurma çalışmalarına başlarken, özellikle planlamacı arkadaşlarından büyük destek görür. Hüsnü Doğan, Vehbi Dinçerler, Metin Emiroğlu, Yıldırım Aktürk, Ekrem Pakdemirli, Şadi Pehlivanoğlu, Mustafa Taşar, Mehmet Aydın, Akgün Albayrak, Veysel Atasoy, Hasan Celal Güzel, Kazım Oksay ve diğerleri... Azal'ın her göreve gelişinde arayıp bulduğu ve göreve çağırdığı bu planlamacılar, şimdi Özal'ın başlatmakta olduğu siyasi harekette tereddütsüz yer almaya hazırdırlar. Özal, onları hiçbir zaman unutmuş, ihmal etmemiş, yalnız bırakmamıştır. Şimdi de onlar Özal'ı yalnız bırakmayacaklardır.

Ekip çalışmasıyla ancak başarıya ulaşılabileceğine inanan Özal, parti kurma çalışmalarını da ekibiyle yürütecektir.

1979'da Başbakanlık Müsteşarlığı ve DPT Müsteşar Vekilliğine getirildiğinde de, Başbakanlık'ta ve DPT'de önce ekibini kurmamış, Ekrem Pakdemirli, Kaya Erdem, Hasan Celal Güzel, Adnan Kahveci, Hüsnü Doğan, Yıldırım Aktürk, Kazım Oksay gibi yakın arkadaşlarını çevresine toplamamış mıdır?

1) Nazlı Ilıcak, "Yeni Demokrasinin Perde Arkası", Tercüman Gazetesi, 4 Ekim 1985

En akıllımız Cumhurbaşkanı oldu en delimiz papayı vurdu. Bize ise Malatya Forum'a girmek kaldı.
Anavatan Partisi'nin Doğuşu
Yazan Cevap içeriği

boşluk

admin
[Malatya Forum]
Site Kurucusu

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 31.05.2011
İleti Sayısı: 2.692
Şehir: Malatya
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Web Adresi
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 04.11.2011- 16:36
Alıntı yaparak cevapla  


Anavatan Partisi'nin Doğuşu

Özal'ın liderliğinde başlatılan parti kurma çalışmaları giderek hızlanır. Milli Güvenlik Konseyi'nce kabul edilen Siyasi Partiler Kanunu, 24 Nisan 1983 günü Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girer. Konsey'in 70 sayılı kararıyla konulan siyasi faaliyette bulunma yasağı da 76 sayılı kararla kaldırılır. O güne kadar perde arkasında sürdürülen parti kurma çalışmaları artık açıkça yapılmaya başlanmıştır.

Emekli orgeneral Turgut Sunalp'ın sağda bir parti kurması kesinleşir. Konsey güdümünde bir parti olacaktır bu.. 12 Eylül döneminde Başbakanlık Müsteşarlığı yapan İzmir eski valisi ve İsmet Paşa'mın özel kalem müdürü Necdet Calp, solda bir parti kurmak için teşebbüse geçer ve Konsey'den izin alır.

Sağda eski AP'liler ile Mehmet Yazar ve solda İsmet Paşa'nın oğlu fizik profesörü Erdal İnönü de, parti kurma çalışmalarına başlarlar.

Özal, parti kurma çalışmalarında İstanbul'a ağırlık verir. ITU'den arkadaşı olan Mükerrem Taşçıoğlu'nu, yıllardır tanıdığı Anadolu Makine Ticaret AŞ. Genel Müdürü Sara Giray'ı 1950'li yıllarda Türkiye Milliyetçiler Derneği Genel Başkanlığı yapmış olan Prof. Dr. Ercüment Konukman'ı, İzmir Göztepe Kulübü'nün başkanı Muzaffer Atılgan'ı, Leyla Yeniay Köseoğlu'nun getirip tanıştırdığı Almanya'da eğitim görmüş Mesut Yılmaz'ı da kadrosuna dahil eder.

Ankara'da Kennedy Caddesi 144 numaralı üç katlı bir bina bulunur. Burası partinin genel merkezi olacaktır.Özal, Ankara'ya gider ve partisinin kuruluşuyla ilgili son çalışmaları orada yapar. Bu arada, Bedrettin Dalan, Doğancan Akyürek, Vural Arıkan, Cavit Kavak ve Erol Aksoy da kurucular arasında yer almak istediklerini bildirirler.

Özal, 20 Mayıs 1983 günü saat 9.00'da, yanında Leyla Yeniay Köseoğlu, Hüsnü Doğan, Necat Eldem, Kamil Coşkunoğlu ve Cahit Aralolduğu halde, İçişleri Bakanı Selahattin Çetiner'i ziyaret eder ve partisinin kuruluş dilekçesini verir. Partinin adı "Anavatan Partisi", amblemi ise "bal petekleriyle donanmış Türkiye haritası üzerinde bal arısı" dır. (1)

Kuruluş dilekçesini verdikten sonra bir basın konferansı düzenleyen Özal, partisini şöyle tarif eder:

"Anavatan Partisi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, insan Hakları Beyannamesi, Siyasi Partiler Kanunu ve diğer kanunların esas ve sınırları içerisinde faaliyet gösteren bir siyasi teşekküldür. Partinin sembolü bal petekleriyle donatılmış Türkiye haritası ve bal arısıdır. Arı çalışkanlığı, petek aziz vatanımızın en ücra köşesine kadar mamur hale getirilmesini ifade etmektedir. Milliyetçi, muhafazakar, sosyal adaletçi ve rekabete dayalı serbest pazar ekonomisini esas alan bir partiyiz. Bundan önceki eğilimleri ne olursa olsun, programımıza inananları birliğe, beraberliğe davet ediyoruz. Burası bir hizmet kapısıdır. Milletimize en iyi şekilde hizmet edebileceğimize inanıyor, Yüce Allah'tan gayretlerimizde bize yardımcı olmasını diliyoruz."

Partinin 37 kurucu üyesi, Turgut Özal'ı genel başkanlığa seçer. Hüsnü Doğan, Şadi Pehlivanoğlu, Necat Eldem, Adnan Kahveci ve Halil Şıvgın genel başkan yardımcılıklarına, Vural Arıkan muhasipliğe, Veysel Atasoy genel sekreterliğe getirilir. Mükerrem Taşçıoğlu genel merkez sözcülüğünü yapacaktır.

Milli Güvenlik Konseyi, partinin 37 kurucusundan 7.sini veto eder. Bunlar Erol Aksoy, Cemil Çiçek, Cavit Kavak, Hüsnü Doğan, Muzaffer Atılgan, Adnan Kahveci ve Şadi Pehlivanoğlu'dur. Ama, 30 kurucu üye onaylandığı için partinin kuruluşu tamamlanmıştır.

O günlerde Ankara'daki yaygın dedikoduya göre, Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliği, Anavatan Partisi'nde "veto" edileceklerin arasına Turgut Özal'ı da dahil etmiş, ancak liste Cumhurbaşkanı Evren'in huzuruna getirilince, " Özal, yönetimimizin başbakan yardımcılığını yaptı. Yanlış anlamalara meydan vermeyelim. Veto edilecekler arasından ismini çıkaralım" demiştir.(2)

Partisinin kuruluşunu tamamlayan Özal, eşini ve birkaç arkadaşını yanına alarak yurt gezisine çıkar. Özal'ın her gittiği yerde büyük kalabalıklar tarafından" Başbakan" diye büyük coşkuyla karşılanması, Milli Güvenlik Konseyi tarafından emekli orgeneral Turgut Sunalp'e kurdurulan Milliyetçi Demokrasi Partisi'nin seçimleri kazanıp iktidara geleceğine kesin gözüyle bakanları hayal kırıklığına uğratır. Özal'a bazı çevreler ve dostları, Evren'le bir kez daha görüşmesini önerirler. Çünkü, Özal'a yönelik yoğun ilgi, başta Konsey üyeleri olmak üzere çok kişinin kulağına kar suyu kaçırmıştır ve ANAP-MDP birleşmesi gündeme getirilmiştir. Özal buna kesinlikle yanaşmaz. Evren'e, Ağustos 1983'te yaptıkları son görüşmede, şunları söyler:

"Bakın Paşam, biz birleşmeyiz. Hiç kimseyle birleşmeyiz. Unutmayın 6 Kasım seçimleri önemli değil, seçimden sonra şu veya bu kazanır, mühim olan seçimden sonraki beş sene. Yasakladığınız isimler o beş sene içinde ortaya çıkacaktır. O zaman yasaklılarla mücadeleyi Sunalp Paşa ve ekibi yapamaz. Bu mücadele yapılacaksa bizim yapma şansımız var."
O görüşmede, belirlenen milletvekili adaylarının veto edilip edilmeyecekleri de Özal tarafından gündeme getirilir. Çünkü ANAP'a, çok sayıda veto geleceği söylentileri yayılmıştır. Özellikle Kaya Erdem'in adaylığının kesinlikle veto edileceği söylenmektedir.

ANAP Lideri, Evren'e, "Veto adedi makul sayıyı aşarsa seçimlere katılmayacağız" der.

Evren, "Bankerlik olayının yükünü neden sırtlamak istiyorsunuz." diye sorar.

Özal'ın cevabı nettir:

"Tam tersine, Kaya Erdem'i partiye alarak, meselenin üstüne gitmeyi arzuluyorum. Onu bir kenara bırakırsak, bankerlik olayı üzerimizde bir leke gibi kalır."

Evren, Ulusu hükümetinin Maliye Bakanı Kaya Erdem'in veto edilmeyeceği güvencesini verir. O görüşmeden sonra ANAP-MDP birleşmesi de gündemden çıkacaktır.

(I) Anavatan Partisi'nin kurucular listesi şu isimlerden oluşur :
Turgut Özal. Abdülhalim Aras. Hüsnü Doğan. Vehbi Dinçerler. Prof. Dr. Ercüment Konukman.

Şadi Pehlivanoğlu, Leyla Yeniay Köseoğlu, Adnan Kahveci, Veysel Atasoy, Mustafa Taşar, Fahir Sabuni§, Aycan Çakıroğullan, Ferruh İlter, Güne§ Taner, Halil Şıvgın, Vural Ankan, Sudi Türel, Necat Eldem, Cahit Aral, Muzaffer Aulgan, Doğancan Akytirek, Metin Emiroğlu, Mükerrem TaşÇıoğlu, Abdullah Tenekeci, Erol Aksoy, Mehmet Alunsoy, Kfunil Co§kunoğlu, Centil Çiçek,.Bedrettin Dalan, Feridun Demsoy, Cavit Kavak, Alaettin Kısakürek, Kazım üksay, İbralim üzdentir, Dr. Ali Tanrıyar, Yener musoy, Mesut Yılmaz.

(2) Hulusi Turgut, '12 Eylül Partileri', ABC Yayınlan, İst. 1986, s. 142


En akıllımız Cumhurbaşkanı oldu en delimiz papayı vurdu. Bize ise Malatya Forum'a girmek kaldı.
Siyasette Yeni Ses, Yeni Soluk
Yazan Cevap içeriği

boşluk

admin
[Malatya Forum]
Site Kurucusu

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 31.05.2011
İleti Sayısı: 2.692
Şehir: Malatya
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Web Adresi
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 09.11.2011- 01:18
Alıntı yaparak cevapla  


Siyasette Yeni Ses, Yeni Soluk

Seçimler, 6 Kasım 1983 Pazar günü yapılacaktır.

Vetolar yüzünden aday listelerini güçlükle tamamlayan, bazı yerlerde yedek bulamadığı için eksik adayla seçime katılan Anavatan Partisi, Özal'ın belirlediği doğrultuda renkli ve coşkulu bir kampanya yürütür.

Özal'ın televizyonda yaptığı propaganda konuşmaları çarpıcı ve etkileyicidir. Sağ elinde tuttuğu kalemi ile, kendisini dinleyenlerin adeta gözünün içine bakarak konuşan Özal, Türk siyasetinde yeni bir ses, yeni bir soluk olarak belirmiştir. Halkın o güne kadar yabancısı olduğu konuları gündeme getirmekte, mantıklı ve gerçekçi sözleriyle, halkın özlemlerine cevap veren vaatleriyle, inandırıcı programıyla, siyaset sahnesinin yeni ve farklı yıldızı olmuştur. Tabuları yıkmaktan, statükoculuğa son vermekten, kabuk değiştirmekten ve yeni bir yapılanmadan söz etmektedir. Birçoklarının telaffuz etmekten bile çekindiği konulara o, cesaretle dokunmakta, halkına yeni ufuklar ve yeni hedefler göstermektedir.

1 Kasım 1983 günü yaptığı televizyon konuşmasında şöyle demektedir:

"6 Kasım 1983 Pazar günü Allah'ın izniyle sandık başına gideceğiz. Genel seçimler yapılacak. Milletçe aldığımız nice dersten ve üç yıllık bir aradan sonra memlekette yeniden siyasi hayat başlayacak.

Şimdi, böylesine önemli bir seçimin arifesinde elimizi şöyle bir şakağımıza koyup düşünelim. Ben derim ki, 6 Kasım seçimlerinden sonra siyasi hayatın başlamasıyla, yalnız siyaset yoluyla refaha erişilmeyecektir. O halde, 6 Kasım seçimleriyle, ekonomik sıkıntılarımıza tek çare, artık slogancı bir zihniyetin değil sağlam bir ekonomik zihniyetin iktidara getirilmesidir. Siyasi çekişme değil iktisadi gelişme peşinde koşacak bir partiyi sandıktan çıkarmaktır. Siyasi tercihilerde ekonomi yürümez. Siyasi tercihlerde refah yaygınlaşmaz, sosyal adalet gerçekleşmez. Sosyal adaletin gerçekleşmesinde de, refahın yaygınlaşmasında da tek yol, sağlam ekonomidir. Sağlam bir ekonomi, siyasi tercihlere göre değil, ekonomik gerçeklere göre oluşur. Çünkü olmayan zenginliği devlet yoluyla bile paylaşamazsınız.



İnsan hafızası Allah'tan kötü günleri unutmaya meyyaldir. Fakat siyasi kavganın Bir ülke ekonomisini nasıl çökerttiğini hiçbir zaman unutmayalım. Unutmayalım ki siyasi kavgadan vebadan kaçar gibi kaçalım ve ekonomik zihniyetin manasını artık kavramaya çalışalım. ANAP programını hazırlarken şu üç noktaya önem verdik. Ve inanıyoruz ki, bu üç nokta memlekette geniş bir vatandaş kitlesinin tasvibine mazhar olacaktır.

Bunlar nedir?

Bir tanesi, bizim milliyetçi-muhafazakar bir parti oluşumuzdur. Yani biz, eğitim ve kültür meselelerimizde örf ve adetlere, ananelere bağlılığımızı ifade etmişizdir. Milli ve manevi değerlere saygılıyızdır. Bunların yücelmesini isteyen partiyizdir. Onun için bize milliyetçi-muhafazakar bir parti denilebilir ve inanıyoruz ki Türkiye/de halkımızın yüzde 90'ı da bu kanaattedir.

İkinci görüşümüz, iktisadi görüşümüzdür. Biz memlekette iktisadi sistemin serbest rekabet düzeni olmasını ve vatandaşın teşebbüsünün desteklenmesini istiyoruz.

Üçüncü tarafımız, sosyal adaletçiliğimizdir. Biz bu memlekette vaktiyle sosyal adaletçi geçinen partiler gibi değiliz. Bizim sosyal adaletçiliğimiz hayalci değildir. Biz akılcı sosyal adaletçiyiz. Bu memleketin gerçeklerini biliyoruz. Sosyal meseleleri halletmenin yolunun iktisadi meseleleri halletmekten geçtiğini de biliyoruz. iktisadi gücü olmayan hiçbir memleket sosyal meselelerini halledememiştir."

İkinci Dünya Savaşı'nda, İngiltere'de Başbakanlığa getirilen ünlü devlet adamı Winston Churehill, ilk radyo konuşmasında İngiliz halkına, "Size kan ve gözyaşından başka birşey vaadedemiyorum" demişti.

Özal ise, halkına şöyle seslenir:

"Bize dediler ki, siz politika yapamazsınız, çok acı konuşuyorsunuz. Ama, dost .acı söyler misali, biz milletimize acı da olsa her zaman gerçeği söylemeyi görev bildik. Sadece tutabileceğimiz sözleri verdik”

Siyasete neden atıldığını, neden parti kurmaya karar verdiği sorularını şu şekilde cevaplandırır:

"1960'tan beri devlet gemisinin kaptan köşkünde pek çok yerde mesul mevkiler işgal etmiş bir kişiyim. Neden siyasete atıldım? Neden bir siyasi parti kurma kararı atıldım? Benim siyasete atılmamın nedeni ikidir.. Birincisi, benim ile Yüce Allah arasındadır. Ben inanmış bir insanım. inancım, halka hizmet hakka hizmettir. Doğru bulan olur, yanlış bulan olur. Hiçbir sözüm yok. Bu benim şahsi inancımdır.

İkinci sebebe gelince; otuz yıllık devlet hizmetim sırasında sık sık ve derin ıstırapla şunu gördüm.. oy kaygısıyla politikacıların hayal tacirliği yaptığını, seçmenlere gökyüzünü bile vaadettiklerini gördüm. Bunca yaşanmış olaydan, bunca edinilmiş tecrübeden sonra ne yapacaktım?

Bütün bunlara karşı kayıtsız kalamadığım içindir ki, politikaya girme kararım bir avuç gönüldaşımla parti kurma şeklinde tecelli etti."

En akıllımız Cumhurbaşkanı oldu en delimiz papayı vurdu. Bize ise Malatya Forum'a girmek kaldı.
Dört Eğilim Birarada
Yazan Cevap içeriği

boşluk

admin
[Malatya Forum]
Site Kurucusu

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 31.05.2011
İleti Sayısı: 2.692
Şehir: Malatya
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Web Adresi
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 10.11.2011- 14:56
Alıntı yaparak cevapla  


Dört Eğilim Birarada

Özal, 1983 Türkiye'sinin şartlarım ve toplumsal özlemlerini çok iyi belirlemiştir.

Siyasal ve ideolojik ayrılıkklar nedeniyle yaşanan acıların verdiği ders ve tecrübeden ilhamım alarak, "denge unsuru" olarak nitelendirdiği Anavatan Partisi için, "dört eğilimi biraraya getirme'yi temel sloganlardan biri yapar. Amaç, eski Adalet Partilileri,Cumhuriyet Halk Partilileri, Milliyetçi Hareket Partilileri, Milli Selamet Partilileri biraraya getirmek, uzlaştırmaktır. Böylece, üstün ve tarihsel bir misyon yüklenir. Meydanlardaki, televizyondaki her konuşmasında, daha önceki siyasal eğilimleri partisinde birleştireceğini söyler ve dört aynı eğilim sahiplerini partisinde birleşmeye çağırır.

12 Eylül öncesinde çok gözyaşı dökmüş, acı çekmiş, iç savaşın eşiğine gelmiş bir topluma 1983 Türkiye'sinde bundan daha çarpıcı, bundan daha etkili mesaj verilebilir mi?

Dört eğilimi birleştirmenin siyaset sosyolojisine ve eşyanın doğasına aykırı olduğunu öne sürenlerin yoğun eleştirilerine rağmen, Özal, bu amacını gerçekleştirir. ANAP, dört eğilim için bir kavşak noktası olur.

O, yapmayı tasarladığı reformlarda toplumdan güç ve destek almak için, farklı eğilimleri bir kavşak noktasında buluşturmanın, asgari müştereklerde birleştirmenin ve siyasal eğilimler arasında düşmanlığa varan keskin ayrılıkları ortadan kaldırmanın gereğine inanır. Hep sevgiden söz eder. "Bütün insanları seviyoruz" der. Ulusallıktan evrenselliğe uzanan büyük ve geniş sevgi şemsiyesini açar ve bir bayrak gibi taşır elinde...

Köklü reformlar yapmak, tabuları yıkmak ve büyük değişimi gerçekleştirmek için toplumsal destek şarttır. Çok değişik düşünce odaklarının oluştuğu ve bunların uzlaşmasının çok güç olduğu bir ortamda, böyle bir toplumsal destek nasıl sağlanacaktır? Aşırı düşünce çatışmasından, uzlaşmış bir barış toplumu çıkararak... Farklı eğilimleri biraraya getirerek ve harika bir siyasal mozaik yaratarak...

Özal, işte bunu başaracaktır. Siyasal yıpranmayı, siyaset sosyolojisinin kurallarını sarsmayı, eşyanın doğasına aykırı bir olayı gerçekleştirmeyi ve "pay kaptırmamak" için adeta can havliyle yapılan saldırıları göze alarak, göğüsleyerek... İkna ile, hoşgörü ile, sevgi ile...

O, bazı köhne siyasal gelenekleri yıkmaya da kararlıdır.

"Dört eğilimi birleştirme" ilkesi, siyasette uzlaşmayı ve barışı getirir. Sağcısını ve so1cusunu, AP'li, CHP'li, MSP'li ve MHP'lisini bir kavşak noktasında buluşturur. ANAP, böylesine çarpıcı bir sentezi, böylesine güzel bir mozaiği simgeler.

İşte, "1983 ruhu" dedikleri budur.

1980 öncesinde birbirine kurşun sıkanlar, birbirini can düşmanı görenler, bu sevgi ve barış kavşağında buluşarak, ellerini dostça ve hoşgörüyle birbirine uzatırlar. O dost eller, Özal'ın kişiliğinde, iki elin baş üstünde birleşmesiyle "ANAP selamı"na dönüşür. Ellerin baş üstünde birleştiği yer, sevgi ve hoşgörünün kavşak noktasıdır.

O kavşak noktasında buluşanlar, Özal'ı siyasal zafere götürürler. O siyasal zaferden ise, tarihin en muhteşem zihniyet devrimi, köklü reformlar ve büyük dönüşüm çıkacaktır.

Bunlar da, kavşak noktasında buluşanların desteğiyle gerçekleşir.

Evren Paşa'nın yaptığı takvim sayfaları hızla düşerken, seçim heyecanı da giderek artmaktadır .

Turgut Sunalp'ın Milliyetçi Demokrasi Partisi'nin, Necdet Calp'ın Halkçı Partisi'nin ve Turgut Özal'ın Anavatan Partisi'nin 6 Kasım seçimlerine girmeleri kesinleşir.

Eski AP'lilerin emekli orgeneral Ali Fethi Esener'in başkanlığında kurdukları Büyük Türkiye Partisi, Milli Güvenlik Konseyi kararıyla kapatılmış, ardından ortaya çıkan Doğru Yol Partisi'ne ve Erdal İnönü'nün kurduğu Sosyal Demokrat Parti'ye seçimlere girme izni verilmemiştir.

Seçim propagandası bütün hızıyla sürerken, 4 Kasım 1983 günü, herkesi şok eden bir olay olur.

ANAP Genel Başkanı Özal, İstanbul'da Saraçhane Mitingi'nde konuşmaktadır. HP Genel Başkanı Calp, Trakya'da siyasi faaliyetini sürdürürken, MDP Genel Başkanı Sunalp Bolu yolundadır.

Cumhurbaşkanı Kenan Evren, televizyonda zehir zemberek bir konuşma yapmakta ve açıkça Özal'ı hedef almaktadır :

"Geleceğin iktidarına talip olan yeni partilerimiz birçok tatlı vaadlerde bulundular. 1980-1981 yılları arasında ekonomik durumun düzelmesini kendilerine mal edenleri, ekonominin tabii kanunlarını bu memlekette kendisinin bildiğini söyleyenleri, bilgi, beceri ve işbirlik vasıflarının Allah tarafından yalnız kendilerine verildiğini büyük bir gururla hergün çekinmeden ifade edenleri, ihracatın sihirli değneğinin yalnız kendilerinde bulunduğunu, bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün yönetimlerin hatalı hareket ettiklerini, ancak kendilerinin hatalı olmadığını, yapılmış faydalı yatırımlarda kendi paylarının bulunduğunu, enflasyonu ancak ve ancak kendilerinin aşağı çekebileceğini, anarşi ve terörün başlıca sebebinin ekonomik kriz olduğunu, herkesi ev sahibi yapacaklarını, ortadireği yalnız kendilerinin ayakta tutabileceğini ve daha birçok tatlı vaatler dinlediniz. Elbette böyle söyleyeceklerdir. Hiçbir satıcı benim malım çürük der mi? inşallah gerçekleştirirler. Ancak, üzüntü veren taraf, 12 Eylül/ den sonra yönetimde görev alıp, görevde kaldıkları sürece bütün iyi kararları kendilerinin aldığını, Ekonomik Kurul'u, Bakanlar Kurulu'nu ve Milli Güvenlik Konseyini adeta ortada yok kabul etmeleridir. 12 Eylül' den sonra alınmış bütün kararların Milli Güvenlik Konseyi'nin tasvibinden geçtiğini, tasvip edilmeyenlerin yürürlüğe konmadığını bildikleri halde, daha iktidara gelmeden, şimdiden bu şekilde hilaf-ı hakikat beyanda bulunanların, bundan sonra ne yapabileceğini takdirinize sunmak isterim. "

Konuşmasına, hedefinin" genel" olduğu izlenimi vermeye çalışan, kişi veya parti adı vermeyen Evren'in, Özal 'ı hedef aldığı açıkça bellidir.

Cumhurbaşkanı, seçimlere iki gün kala, böyle bir konuşma yapmaya neden gerek duymuştur?

12 Eylül darbecileri, Turgut Özal'ın parti kuruculuğunu ve milletvekili adaylığını veto etmez ve ANAP'ın kuruluşuna izin verilirken, Turgut Sunalp'ın MDP'si karşısında hiçbir partiye şans tanımama yanlışına düşerler. Hesaplar tutmamış, ANAP'ın iktidara geleceği, seçimlere birkaç gün kala belli olmuştur. Halkın kendisine çok bağlı olduğuna inanan Evren, son anda seçmeni yönlendirebileceğini, ANAP'a oy verilmemesini sağlayabileceğini düşünür. çünkü kendisine, "Hangi partiye oy vereceğiz?" diye soran mektup ve telgraflar yağmaktadır.

Kamuoyu yoklamaları ANAP'ın iktidara geleceğini ortaya koymaktadır. O kamuoyu yoklamalarının gazetelerde yayınlanması da yasaklanır.

Oysa, atı alan Üsküdar'ı çoktan geçmiştir. Evren, o konuşmayı yapmakla Özal'ın ekmeğine büsbütün yağ sürdüğünü elbette bilemez. Özal ise bunun farkındadır. Evren'in konuşmasını duyar duymaz, "işte en büyük hatasını şimdi yaptı. Artık bu seçimi kesin olarak biz alırız" der. Ve parti örgütüne el altından mesaj gönderir :

"Pazartesi günü iktidardayız."

MDP Lideri Sunalp, "Eyvah, işimiz bundan sonra daha zor, halk şimdi tepki gösterir. Bu iş bitti, biz artık kaybettik" diye isyan eder. HP Lideri Calp ise,hayretler içindedir. Cumhurbaşkanının tercihini böylesine açıktan belli etmesini anlayamaz.

En akıllımız Cumhurbaşkanı oldu en delimiz papayı vurdu. Bize ise Malatya Forum'a girmek kaldı.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Toplam 25 Sayfa:   «ilk   <   4   5   6   [7]   8   9   10   >   son» 



Forum Ana Sayfası  »  Malatyalı Ünlüler ve İz Bırakanlar
 »  Turgut Özal Belgeseli

Forum Ana Sayfası
Malatya Forum'daki bilgiler muhtelif kaynaklardan ve web sitelerinden elde edilmiştir. Telif hakkı için iletişime geçebilirsiniz.

İletişim:  İletişim için admin profilindeki e-posta adresini yada forum mesajlaşmasını kullanınız.

Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2010   phpKF Ekibi

Malatya Forum - Dev Malatya Arşivi - Sadece Malatya

 rss   Sitemap   Sitemap   RSS Beslemesini Google Sayfama Ekle   RSS Beslemesini Yahoo Sayfama Ekle